gerdek gecesi cinsel ilişki ilk gece

2010-10-09 16:09:00

gerdek gecesi cinsel ilişki

Yıllardır hayalini kurduğunuz evlilik hayatınızın başlangıcı niteliğinde olan gerdek gecesi milyonlarca kadın ve erkeğin olduğu gibi sizin de korkulu rüyanız olabilir. Birçok bayanda ilk geceye dair çeşitli sorular yer alır kafalarında fakat bu sorular konusuda bilgi edinmek en doğrusu olacaktır. “Tıp da ayıp yoktur” düşüncesiyle alanında uzman doktorlarca belirlenmiş olan bazı önerileri sizlerle paylaşacağız…

Bayanların aklındaki soru işaretlerinden bazıları genellikle şunlardır: “İlk gece çok ağrı olacak mı? Ağrısız bir gerdek gecesi mümkün mü? Gerdek gecesi için en uygun pozisyonlar nelerdir?”

Unutmayın ki tüm evliliğiniz boyunca cinsel yaşantınızın bir yansıması şeklinde olan gerdek gecesi sizin için çok önemli olacaktır. Öncelikle karşı cinsinizi tüm yaşantınız boyunca cinsel açıdan tatmin edebileceğinizi ispatlamalısınız

cinsel ilişki pozisyonları

Erkek Üste Cinsel İlişki Pozisyon

Ataerkil olarak da adlandırılan ve birçok film yapımında çokça tercih edilen ve en popüler cinsel ilişki pozisyonları arasında yer alan bu durum özellikle hamile kalmak isteyen bayanlar için en ideal pozisyon diyebiliriz…

Erkeğin üstte olduğu ve kadının altta bulunduğu bu pozisyonda yüz yüze olunması ve ilişki için uygun bir açı yakalanması bakımından birçok ilişkide favori bir pozisyondur…

Kadın Üstte Cinsel İlişki Pozisyonu

Henüz gerdek gecesinde bebek edinmek isteyen çiftler için de oldukça yoğun olarak önerilen pozisyonlar arasında yer alan kadının üstte olduğu cinsel ilişki pozisyonları oldukça estetik bir görünüme sahiptir ve ilişki tamamen kadının kontrolü altındadır. Erkek penisini içine alan kadın, bacakları ile erkeği sararak, ona göğüslerine ulaşma şansı verecektir…

Cinsel Estetik konusunda herhangi bir utanma söz konusu olmamalıdır, çünkü unutmamalısınız ki bu sizin özel hayatınız ve cinsel ilişkinizin estetik bir yanı olmadığı sürece evlilik hayatınız da sönük geçecektir…

 

 

İlk Gece Kabusu Gerdek Gecesi Kanama Gerdek Gecesi İlişki Kızlık

Gerdek gecesi




lk gece kabusu.Şaşırtıcı olansa, bu sorunların eğitim düzeyi yüksek kadınlarda da görülüyor olması. Bu sorunları yaşayan yeni evli çiftlere, doktora gitmekten çekinmemeleri gerektiğini söyleyen uzmanlar, bu korkuların çözümsüz olmadığına dikkat çekiyor. Amerikan Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Bülent Urman ve Dr. Alper Mumcu, pek çok çiftin hayatını zorlaştıran seks korkularıyla ilgili soruları yanıtladı: İlk gece korkusu Türkiye'de çok sık rastlanılan bir durum mu? İlk gece korkusu sadece ülkemizde değil, cinselliğin nispeten kısıtlı yaşandığı tüm toplumlarda ya da bireylerde ortak olan bir korkudur. Bunu ilk gece korkusu olarak değil, ilk ilişki korkusu olarak adlandırmak da mümkündür.

Ancak evlilik öncesi dönemde yaşanılan ilk cinsel deneyim, çoğu zaman gerdek gecesi korkusuna göre daha hafif olmaktadır. Bunun nedeni, gerdek gecesinin bazı toplumlarda yarattığı sosyal baskılar olabilir. Konuya Türkiye açısından baktığımızda, geçmişe göre nispeten bir azalma görülmesine rağmen, bu sorunların hâlâ azımsanamayacak düzeyde karşımıza çıktığını görüyoruz.

İlk gece korkusu, daha önce cinsel hayatı olmayan kişilerde mi görülüyor?

İlk gece korkusu, doğal olarak, evlendiği gün ilk cinsel deneyimini yaşayacak olan kadınlarda görülmektedir. Ancak nadir de olsa, yukarıda belirttiğimiz gibi, önceden sorunsuz cinsel ilişki yaşamış kişilerde de, bu sosyal baskılar neticesinde ortaya çıkabilmektedir.

İlk gece korkusunu kadınlar mı erkekler mi yaşıyor?

Her iki cinste de bu tür korku ve sorunlar yaşanabilir. Ancak kadınlarda görülme sıklığı çok daha fazladır.

İlk gece korkusu ne kadar uzarsa bir uzmandan yardım almak gerekir?

Bu konuda net bir süre vermek çok doğru değil. Çiftlerin beklentileri ve çabaları, süreyi belirleyen temel faktördür. Bazı çiftler birkaç ay süre ile bu durumu bir sorun yapmadan atlatabilmektedir. Diğer bir grup ise, birkaç gün içinde ilişki gerçekleşmezse uzmana başvurmaktadır. Kanımca ideal olan, en azından 1 hafta kadar bekleyip, sorunu kendi başlarına çözemezlerse profesyonel yardım almalarıdır.

Eğitim düzeyi ilk gece korkusu üzerinde etkili midir? Bu korku yalnızca cinsel baskıyla yetişen insanlarda mı ön plana çıkıyor?

Şaşırtıcı şekilde, eğitim düzeyi çok yüksek olan kadınlarda da bu sorun yaşanabiliyor. Yani eğitim ya da sosyoekonomik düzey ile direkt olarak bir ilişkisi yok.

İlk gece korkusu nedeniyle erkekler arasında iktidarsızlık problemi görülüyor mu?

Kadınlardaki kadar sık olmasa da, erkeklerde de strese bağlı olarak, ilk gece sertleşme sorunları ortaya çıkabiliyor. Bu durum özellikle ilk kez, evlendiği gün cinsel ilişkiye girecek olan erkeklerde daha belirgin olarak karşımıza çıkıyor.

Yaş ilerledikçe bekaret bir soruna dönüşür mü?

Genel olarak yaşın ilerlemesi ile birlikte cinsel ilişki korkuları daha da belirginleşiyor. Bekaret bir soruna dönüşmese bile cinsel ilişki isteği azalıyor ve buna paralel olarak ilişki fikrinin yarattığı korku artıyor.

Kızlık zarı tamiri yapılıyor mu? Bu tür korkuları olan genç kızlara yardımcı olunuyor mu?

Kızlık zarı tamiri sadece ülkemizde değil, dünyanın hemen hemen tüm ülkelerinde yapılıyor. Ancak çoğu ülkede bu ameliyatlar gizli olarak uygulanıyor. Özellikle gelişmiş ülkelerde bekaret önemli bir faktör olmadığı için farklı amaçlar ile kızlık zarı tamiri yapan klinikler mevcut.

Çiftlere ilk gece için neler öneriyorsunuz?

Bu olayı kafalarında fazla büyütmesinler ve ilişkinin mutlaka ilk gece gerçekleşmek zorunda olmadığını idrak etsinler. Düğün ve evlilik telaşı ile cinsel ilişki isteğinin azalabileceğini ve bu nedenle korkuların daha fazla ön plana çıkabileceğinin farkında olmalarını ve belirli bir süre içinde ilişki olmaz ise, hiç çekinmeden uzman bir doktora başvurmalarını öneriyorum.

Vajinismus nedir? Türkiye'de çok görülüyor mu?

Vajinismus, vajinayı çevreleyen kasların istemsiz olarak kasılarak cinsel ilişkiye izin vermemesi durumudur. Sadece cinsel ilişkiye değil; muayene, tampon gibi durumlara da müsaade etmez. Oldukça nadir görülen bir durumdur. Bütün yaş gruplarındaki kadınları etkileyebilir. Görülme sıklığı tam olarak bilinmemektedir. Bunun nedeni, hastaların hekime başvurmakta çekingen davranmalarıdır. Her 100 kadından ikisinde bu duruma rastlanılmaktadır.

Evliliğin belli bir döneminden sonra vajinismus aniden ortaya çıkabilir mi, yoksa ilk günden mi görülür?

Vajinismus genel olarak ilk ilişki sırasında fark edilir. Ancak daha önceden düzenli cinsel yaşantısı olanlarda da, çok nadir olarak sonradan vajinismus benzeri tablolar ortaya çıkabilir.

Vajinismusu psikiyatristler mi jinekologlar mı tedavi etmeli?

Her iki branşın da değerlendirmesi gerekir. Ancak bana göre tedavi asıl olarak psikiyatrinin ilgi alanındadır.

Vajinismus nedeniyle cinsel hayatları olmadan evli kalan çiftler nasıl tedavi ediliyor?

Bu çiftlerin bir kısmı olayı çözmek için bir psikiyatristten yardım alırken, bir kısmı olayı bu şekilde kabullenip cinsel ilişkiye yer olmayan bir hayatı tercih ediyor. Fakat bir süre sonra, doğal olarak çocuk sahibi olmayı hayal ediyorlar. Bu çiftlerde, yardımcı üreme teknikleri ile gebelik genelde kolaylıkla elde edilebiliyor. Bu şekilde hamile kalıp çocuk sahibi olan pek çok hastamız var.

 

İlk Gece Gerdek Gecesi Gerdek Gecesisinde Kanama İlk Gecenin Kor

 

Gerdek gecesinde kanama nasıl olur?

Gerdek gecesinde kanama olması bir çok kız için çok önemlidir. Evlenmeden önce hiçbir cinsel ilişki yaşamamış olan kızlar gerdek gecesinde kanama olacağından çok emindirler. İlk cinsel ilişkide çok gergin olduklarından, kanama olabilir. Ancak, kanama olmadığında haksızlığa uğramaktadırlar ve bakire olmadıkları düşünüldüğünden suçlanmaktadırlar.

 

Evlilik öncesi cinsel ilişki yaşamış olan kızlar ise zor durumda kalabilmektedirler. Bu nedenle, gerdek gecesinde ‘kanama’ olmasını sağlamaya yönelik çözüm yolları aramaktadırlar.  

 

Bazıları, parmağını kanatarak çarşafa kanı sürüyorlar. Diğerleri, bir hekime müracaat ederek ‘kızlık zarının tamiri’ yani dikilmesini istiyorlar.

 

 

 

Cinselik Cinsel İlişkiler Hakında Sorular Ve Cevaplar Kızlık Zar

 

Kızlık zarı nedir?

Kızlık zarı doğa tarafından vajenin giriş kısmına yerleştirilmiş olan ve kesin görevi bilinmeyen bir dokudur,bazı bilim adamları adet görünceye kadar vajeni ve rahmi dışarıdan gelebilecek mikroplara karşı koruyan bir oluşum olarak,bazılarıda sadece bir doku kalıntısı olarak değerlendirirler.

Yapısı nedir?

Kızlık zarı ,mukoza dediğimiz ağız içi yapısına benzeyen bir yapıya sahiptir.

Herkesde kızlık zarı varmıdır?

Bazı kadınlarımızda doğuştan bulunmayabilir.

Kızlık zarı nerededir?

Kızlık zarı vajina (dölyolu) girişinde yaklaşık 1-2 cm. içeridedir.

Herkesin kızlık zarı aynı mıdır?

Hayır, kadından kadına çok büyük farklılıklar gösterebilmekle beraber belli başlı altı-yedi çeşide ayırabiliriz. Bunlar;

Kızlık zarı ilişki dışında ne zaman yırtılır?

-İlişki dışında nadir olarak bazen uzakdoğu sporu ,jimnastik gibi aktif ve normalin dışında bacak açma hareketi yapanlarda,kaza ve bazen düşmelerde yırtılabilir.

Yırtılan kızlık zarı sonra tekrar iyileşirmi?Kapanırmı?

-Hayır,farklı bir yapıya sahip olan kızlık zarının yırtılan kısımları hiç bir zaman kendiliğinden tekrar birleşmez.

Masturbasyon yaparken yırtılabilirmi?

-Eğer içinize bir şey sokmadan sadece sürtünme yoluyla masturbasyon yapıyorsanız  yırtılmaz.

Kızlık zarı parmak girmesinden zarar görür mü?

-Bu kızlık zarının tipine bağlıdır,bazı kızlık zarına hiç bir şey olmayacağı gibi,bazıları da yırtılabilir.

İlk ilişkide çok acı verirmi?

-Genelde bu sizin partnerinizle ne kadar uyum içinde olduğunuza ve kızlık zarının tipinede bağlı olmakla beraber yavaş hareket edilecek olursa fazla bir acı vermez.

Ya yırtılmazsa?

-Yırtılmazsa bir jinekolog tarafından uyuşturularak size hiç bir acı verilmeden açılabilir.

İlk ilişkide kızlık zarının acısından çok korkuyorum,ne yapabilirim?

-Eşinizle anlaşarak bir jinekoloğa giderseniz, o kızlık zarınızı uyuştururarak size hiç bir şey hissettirmeden açabilir.

Çok kanarmı ?

-Hayır,pembe renkli (vajen salgıları ile karıştığı için kanın rengi açılır)  bir kaç damla kan gelebilir.

Ya kanama durmazsa?

-Çok kalın kızlık zarlarında bazen olabilmektedir, doktora müracaat ederseniz o gerekli müdahaleyi yaparak kanamayı durduracaktır.

Kızlık zarı tamir edilir mi ? dikilir mi?

-Evet,kızlık zarı dikilir.

Kızlık zarını kim diker veya dikebilir ?

-Kızlık zarını sadece bir kadın doğum uzmanı diker.

Dikilen bir kızlık zarı yüzde yüz kanarmı?

-Evet,eğer bu işin uzmanıtarafından dikilmişse dikilen bir zar yüzde yüz kanar.

Dikilen bir kızlık zarının dikildiği   ilişkiye gireceğim kişi  tarafından anlaşılırmı?

-Kesinlikle hayır,sadece kadın doğum uzmanları veya adli tıp uzmanları bunu anlayabilir

Kızlık zarı dikilmesi için ilişki sayısının veya ne kadar süredir ilişkiye girildiğinin önemi varmıdır?

-Hayır yoktur,çocuk doğurmuş kadınlarda dahi bu kızlık zarı tamir edilir.

Kızlık zarı dikişi acırmı? ne kadar sürer?nasıl bir ameliyattır?

-Hayır acımaz, siz uyutularak veya o bölge uyuşturularak yapılır,10 ila 30 dakika arasında sürer,operasyondan sonra rahatlıkla yürüyebilir veya çalışabilirsiniz.Hiç kimse sizin böyle bir operasyon geçirdiğinizi anlamaz.

Kızlık zarı ilişkiden ne kadar zaman önce dikilmelidir?

Bu kızlık zarınızın tipine ve hekiminizin yapacağı ameliyata bağlıdır, bazen bir kaç ay evvel,bazen bir kaç gün evvel bazende bir yıl önce dikmek gerekir.

Dikildikten sonra nelere dikkat etmek gerekir? Duş vesaire gibi şeyler zararlımıdır?

Özel bir şey gerektirmez ilk bir kaç gün hekiminizin önerilerine uymak gerekir, rahatlıkla bir kaç gün sonra duş alabilirsiniz.

Kızlık zarımı kendim kontrol edebilirmiyim?

-Hayır ,uygun pozisyonu aldığınızda ayna yardımı ile sadece görebilirsiniz fakat tıbbi bilginiz yetersiz olduğu için hiçbir yorum yapamazsınız.

Kim kontrol edebilir?

-Sadece bir kadın doğum uzmanı bu konuda size yardımcı olacabilecektir.

Kontrol sırasında acırmı? veya zarar gelebilirmi?

-Hiç bir acı hissetmeyeceğiniz gibi, hiç bir zararda gelmeyecektir. Bu konuda bir şüpheniz veya sıkıntınız varsa  muayeneye gidiniz.Kimse bu konuda muayene olmanızı garip karşılamayacaktır.


cribriformis kızlık zarı,

             yani DELİKLİ veya ELEK TARZINDA KIZLIK ZARI,

             bu tip kızlık zarlarının ilişki esnasında yırtılması biraz daha fazla acılı ve zordur.

semilunar kızlık zarı,

           yani YARIM HALKA veya  ESNEK ZAR olarak bilinen bilinen kızlık zarı.

           Zarın dıştan içe kalınlığı fazla olmadığı için genelde ilişki sırasında yırtılmaz.

          Ancak doğum sırasında yırtılır.

 

annuler kızlık zarı

                  yani HALKA ŞEKLİNDE KIZLIKZARI...en sık rastlananıdır.

septalı kızlık zarı,

          yani PERDELİ  veya  BÖLMELİ KIZLIK ZARI

fimbriatus kızlık zarı,

                 yani SAÇAKLI AÇIKLIĞI OLAN KIZLIK ZARI


carnosus kızlık zarı,

yani ETLİ KIZLIK ZARI    ( kalınlığı fazla olan)

bu kızlık zarı da ilişkide kolay kolay yırtılmayan ,bazen bizim ufak bir cerrahi müdehale

yapmamızı gerektiren ,bazende kanaması çok fazla olabilen tipte kızlık zarıdır

imperfore kızlık zarı,

yani KAPALI KIZLIK ZARI,

bu zarda hiç bir açıklık bulunmamaktadır.

ilk adet görmeyle beraber problem başlayacak,adet kanı dışarı akamayacağı için şiddetli bir   ağrı şikayeti olacak ve sonuçta bu zar üzerinde adet kanının dışarı akmasını sağlayacak   kadar bazı delikler hekim tarafından açılacak ve kişi rahatlayacaktır. Bu yapılan işlem kişinin  cinsel  ilişkide kanamasına mani olmaz.

 

 

 

EVLİLİK ÖNCESİ CİNSEL İLİŞKİLER



Evlilik öncesi cinsel ilişki hiç bir benzer hayvan etkinliğiyle karşılaştırılamaz. Gelişmiş memelilerde bile, hayvanın çiftleşmeyi mümkün kılacak yeterli ol­gunluğa erişmesinden sonra ilk cinsel ilişkiler görülür. Buna karşılık, evlilik kurumunun var olduğu ve evlilik öncesi birleşmenin kişinin uyumlu gelişmesi için zorunlu bir uygulama olarak kabul edildiği ilkel toplumlarla bir karşılaştır­ma yapılabilir. Çok geniş bir hoşgörüye sahip olan bu toplumlarda, cinsel nite­likli oyunlar oynayan çocuklar, ergen­likten itibaren cinsel ilişkide bulunmaya başlarlar; bu ilişkiler evliliğe hazırlık an­lamı taşır. Cinsel yaşamın ilk bilgileri oyunlarla, denemelerle yani bir çeşit “geçiş sınavları”yla kazanılır. Erginler dünyasına kabul edilmesi için, yeni ye­tişkin delikanlının bu sınavlardan geç­mesi gerekir. Delikanlıda ilk boşalmalar genç kızda ilk aybaşı kanamaları bu sı­navların başlangıcını belirler. Zaten bu toplumlar erkekte ve kadında bekârete hiç bir önem vermezler. Daha az hoşgö­rülü toplumlarda ise, bekâret kavramı daha belirgin bir önem kazanır. Kızlık zarı çoğu zaman, büyülü güçleri oldu­ğuna inanılan kişiler tarafından bozu­lur. Bazı Afrika kabilelerinde, kabilenin en yaşlı kadını genç kızların kızlık zarını bozmakla görevlendirilir. Bu iş için de boynuzdan yapılmış bir araç kullanılır. Eskimolarda, bu görev bir bekâr deli­kanlı tarafından yerine getirilir.

Bu tür uygulamalara ortaçağ kaynaklarında da rastlanır. Nitekim köleler evlenince, ge­lin ilk geceyi senyörle geçirirdi. Ahlâk kurallarının biçimlenmesi evlilik öncesi ilişkileri yavaşlatmış ve hatta ke­sin bir biçimde yasaklamıştır. Yeni ye­tişkin erkeğin evlenmeden önce cinsel ilişkide bulunması çoğu kez hoş görü­lürse de, genç. kızlar için bu durum söz konusu değildir. Çoğu ülkelerde, gele­nekler kızlık zarının bozulmasını koca­ya özgü bir hak sayarlar. Bu geleneğin kökünün, evlenmelerin sadece akrabalar arasında yapıldığı ve doğacak çocuk­ların kabile kanından olmalarına önem verildiği çok eski devirlere kadar uzan­dığı sanılmaktadır.
Nitekim çağdaş antropoloji de bu savı doğrulamaktadır. Bekâret tabusunun ataerkil ailede erkeğin üstünlüğünden doğmuş olması ve özellikle, eskiden ol­duğu gibi bugün de görülen başlık uygu­lamasının bir sonucu olması mümkün­dür. Mal mülk (hayvan, elbise, mücev­her, arazi) karşılığında satın alınan ya da değiş tokuş edilen kadın, çoğu du­rumlarda bir mal olarak görülürdü. Eş olarak seçilen kadının bekâretle simge­lenen erdeminin, koca olacak erkeğin sunduğu armağanların değerini karşıla­ması gerekirdi.

Ancak bu konudaki gelenekler XX. yüzyılın başından itibaren, batı dünya­sında olduğu kadar az gelişmiş ülkeler­de de değişme göstermiştir. Kadın her geçen gün yeni özgürlükler kazanmak­tadır. Çoğunlukla kendi gereksinmeleri­ni kendisi karşılamaktadır. Cinsellik ar­tık sadece çocuk doğurma amacına yö­nelik değildir. Gebelik önleme yöntem­lerinden yararlananların sayısının gün geçtikçe artması, cinsellik alanındaki bu yeni görüşün düşünceleri ve töreleri büyük ölçüde etkilediğini göstermekte­dir. Evlilik öncesi ilişkiler son yıllarda, önceleri bu tür ilişkilerin sıkı bir biçim­de yasaklandığı ülkelerde bile bir yay­gınlık kazanmıştır. Ne var ki cinselbilim uzmanlarının bekâret kavramının yüzyı­lımızın sonlarına doğru ortadan kalka­cağını öne sürmüş olmalarına rağmen, henüz böyle bir durum gerçekleşmemiş­tir. Kinsey Raporu bu konuda 1950 ile 1960 yılları arasında toplanmış verileri içerir. Bu rapora göre, 1900′lerde doğan ve yirmi beş yaşından önce evlenen ka­dınların ancak yüzde 14′ü evlilik öncesi cinsel birleşmede bulunmuşlardır. He­men sonraki kuşakta bu oran yüzde 36′ya ulaşmıştır. Yeniyetmelik çağı ikin­ci Dünya Savaşı sonrasına rastlayan ku şakta ise ortalama oranı yüzde 50′yi geçmiştir. Daha sonraki kuşak konusun­daki bilgiler ise henüz eksiktir. Ancak, Vance Packard adlı araştırmacı, evlilik öncesinde cinsel ilişkilerde bulunan üniversite öğrencilerinin oranının yüzde 50 ya da 60 olduğunu belirtmektedir. Kinsey, incelemelerinden elde ettiği so­nuçları dikkate alarak, evlilik öncesinde cinsel ilişki konusunda toplumun gelir düzeyi yüksek katlarının kararsız oldu­ğunu saptamıştır.

Bu konudaki serbestleşme sürecinin ağır gelişmesi, bekâret kavramının kökeni­nin toplumsal bilinçaltının çok derinin­de olduğunu göstermektedir. Bu kavra­mın dir sel ve toplumsal etkileri bireysel düzeydeki psikolojik etkileri kadar güç­lüdür. Bugünkü tek tanrılı büyük dinler kadının “sağlığına” önem vererek, bekâ­reti temel bir değer haline getirmiştir. Böylece bekâret kişiyi fiziksel ve ruhsal iti I imlerini kontrol etmeye zorlayan bir erdem niteliği kazanmıştır. Yine Kinsey’e göre, dine saygısı olan ka­dınların çoğu evleninceye kadar bekâ­retlerini korumaktadır. Bununla birlik­te, cinsel serbestleşmeyi frenleyen et­ken sadece din değildir. Batı ülkelerin­de bile, bugün “namuslu” olarak nitele­nen kadınlarla öbürleri arasında büyük bir uçurum vardır.
Her zaman cinsel birleşme fırsatları kol­layan ve içine kapanmayı erkekliğine yediremeyen çoğu erkekler, sonunda bakire bir kadınla evlenmek isterler. Ak­deniz ülkelerinde görülen bu oldukça çelişkili tutum, aile ilişkileri konusunda ilginç sonuçlar doğurmuştur. Bu ülkele­rin erkekleri annelerini ve kızkardeşlerini cinsiyetsiz yaratıklarmış gibi görme eğilimindedirler. Bu düşünceyi nikâhlanacakları kadın için de geçerli sayarlar. Karılarına karşı duydukları aşırı saygı ruhsal tutukluklara yol açar. Sonuç olarak, bu erkekler cinsel gereksinmele­rini doyurmak için, sokak kızlarına baş­vurmak zorunda kalırlar. Bu gözlemden hareket eden bir toplumbilimci, “Akde­niz erkeği kadınları, bakireler ve fahişe­ler olmak üzere iki grubu ayırır” demek­tedir.

Vance Packard’ın üzerlerinde anket yaptığı üniversite öğrencilerinin çoğu, evlilik öncesi ilişkilerin serbestleşmesin­den yana olduklarını söylemişlerdir. An­cak, aralarında çoğunun evlilik öncesi cinsel birleşmeyi kabul etmesine karşı­lık, evlilik öncesinde cinsel ilişkide bu­lunmuş bir kızla evlenmek isteyen er­keklerin sayısı çok azdır. Bu çelişkili tu­tumu açıklamak için bazı öğrenciler, mantık açısından kabul ettikleri bu du­rumu, duygusal açıdan kabullenmekte güçlükle karşılaştıklarını söylemişlerdir. Birçok cinselbilim uzmanı, evlilik önce­si birleşmeyi evlilikte uyumun en güve­nilir garantisi olarak kabul eder. Tecrü­beli bir erkek ya da bir kadın, eşine da­ha büyük bir hoşgörüyle davranır ve ,onun isteklerine daha iyi cevap verir. Eşler arasında bir cinsel anlaşmazlık or­taya çıkacaksa, bunun evlendikten son­ra değil de evlenmeden önce ortaya çık­ması kuşkusuz çok daha iyidir. Bu nedenle bu cinselbilim uzmanları cinsel deneyin evlenmeden önce yapılmasının doğru olacağı kanısındadırlar. Çünkü evlilik öncesinde taraflar ortak yaşamin gerektirdiği yükümlülüklerden uzak, serbest bir cinsel yaşam içinde olurlar. Oysa evliliğin ilk yılları güçlüklerin, zorlukların bitip tükenmek bilmediği bir dönemdir.

Buna karşılık psikologlar böyle bir anla­yışa tepki göstermişlerdir. Bu tepki has­talar üzerinde yapılan gözlemlere da­yanmaktadır. Gerçekten de benimsen­miş ilkelere ya da ortamın kurallarına karşı çıkan bir kişi cinsel ya da sinirsel hastalıklara yakalanabilir. İstekle korku ve “serbest” bir davranışla toplumsal buyruklar arasındaki çatışma, bir suçlu­luk duygusu doğurarak cinsel ilişkiler­deki uyumluluğu bozabilir. Bu nedenle aileden ya da toplumdan kopan gençler bir arada, kendi ahlâk ilkelerine göre yaşarlar ve eski çevreleriyle bağlarını koparırlar. Böyle bir topluluğun üyeleri arasındaki dayanışma, bir güvenlik ga­rantisidir. Bununla birlikte, birçok genç flörte karşı çıkmaktadır. Bu tür cinsel doyum biçimini cinsel özgürlüğü yasak­layan bir toplumun ikiyüzlülüğüne ve­rilmiş bir ödül olarak kabul etmektedir­ler Förtü cinsel sorunlar karşısındaki çiftin ve bireyin sorumluluktan kaçışı olarak nitelemektedirler. Gerçeği söylemek gerekirse, kadınların evlilik öncesi birleşmeyi kararsızlıkla karşılamaları rastlantısal değildir. Kinsey’in incelediği grupta, genç kızların çoğu bu ilişkilere ancak nişanlılarıyle ve evlenmeden çok kısa bir süre önce razı olmuşlardır. Geri kalanlar ise evlilikten önce kızlıklarını yitirince toplumun gö­zünden düşeceklerine inanmışlar ve cinsel kilimlerine direnmeyi yeğ tut­muşlardır. Uygulamada, dengeli kadın ve erkekler bu konuda toplumsal zorla­malarla kendi anlaşıyları arasında bir uzlaşma sağlamakta zorluk çekmezler

 

3091
0
0
Yorum Yaz